Öne çıkan

S. BARIŞ FİŞEK

BEN KİMİM?

Ankara / Çankaya’da doğdum. Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nden mezun oldum. Fotoğrafçılık mesleğine olan tutkumdan dolayı, ilgili programları öğrenmek adına grafik tasarım kursuna katıldım ve bir dönem grafikerlik yaptım.

Daha sonra İzmir ve Ankara’daki yerel televizyon kanallarında kameramanlık deneyimi yaşadım. Ardından, kariyerime fotoğrafçılık odağında devam etme kararı alarak bir tekstil firmasında ürün fotoğrafçısı olarak çalıştım. Gelişime devam etmek istediğim için ikinci üniversite kapsamında Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nü bitirdim. Bu süreçte pazarlama, emlakçılık, online pazarlama ve e-ticaret alanlarında da özel eğitim programlarına katıldım.

Şu anda aktif olarak e-ticaretle uğraşmaktayım. Türkiye’nin önde gelen online satış platformlarında Nova Grup adı altında, kozmetik ağırlıklı olmak üzere birçok ürün grubunun satışını gerçekleştiriyoruz.

Giyim tarzım ve kişisel fotoğraflarımla ilgili aldığım güzel geri bildirimler, fotoğraf çekme ve çekilme tutkumla birleşti. Bu sayede gerek üzerimde deneyimlediğim ürünleri, gerekse yakaladığım manzara karelerini içeren İnstagram paylaşımları yapmaya başladım.

Bu blog sayfasında da sizlere fikir vermesi amacıyla, çoğunlukla kol saatleri olmak üzere deneyimlediğim ürünler hakkında inceleme yazıları yazacağım. Keyif almanız dileğiyle…

Her türlü görüş ve iş birlikleri için:

  • E-posta: sbarisfisek@gmail.com
  • Instagram: @silentjune_

Seiko 5 Sports SRPD83K1 İncelemesi: Göründüğü Kadar Kaliteli mi?

Saat dünyasına ilgi duyanların yolu er ya da geç Seiko markasıyla kesişir. Özellikle uygun fiyatlı otomatik saat arayanların ilk araştırdığı modeller arasında çoğunlukla klasik Seiko 5 modelleri ve hemen sonrasında da Seiko 5 Sports serisi yer alır. Bu yazıda, son yılların siyah ve agresif görüntüsüyle dikkat çeken modellerinden biri olan Seiko 5 Sports SRPD83K1 hakkında detaylı bir inceleme yapacağım. Eğer “Seiko SRPD83K1 alınır mı?”, “Seiko 5 Sports yorumları nasıl?” veya “Seiko 5 Sports fiyatına değer mi?” gibi soruların cevabını arıyorsanız doğru yerdesiniz.

Seiko 5 Sports SRPD83K1 İlk İzlenimim

Seiko 5 Sports SRPD83K1 ilk bakışta sportif, agresif ve güçlü karakteriyle dikkat çekiyor. Siyah pvd kaplamalı kasa tasarımı, kırmızı detaylarla birleştiğinde saatin oldukça agresif ve sportif bir görünüm kazanmasını sağlıyor. Özellikle klasik, kaplamasız çelik saatlere alternatif arayan kullanıcılar için farklı ve dikkat çekici bir seçenek haline geliyor.

Saatin NATO tarzı siyah kayışı onu bir tool watch kategorisine sokarken ve sportif görünümü desteklerken günlük kullanımda da oldukça konforlu bir deneyim sunuyor. Bu nedenle Seiko 5 Sports SRPD83K1 yalnızca bir spor saat değil, aynı zamanda günlük kullanım için de oldukça uygun bir erkek kol saati olarak öne çıkıyor. Ayrıca saatin kasa mimarisi, saat koleksiyoncularının çok iyi bildiği SKX serisinin mirasını taşıyor. Tasarımsal anlamda SKX serisinin dalış ruhunu da taşıyor.

Seiko 5 Sports SRPD83K1 Teknik Özellikleri

Mekanizma: Seiko 4R36 elle kurma özellikli otomatik
Güç rezervi: Yaklaşık 41 saat
Kasa çapı: 42.5 mm
Kasa kalınlığı: 13.4 mm
Su geçirmezlik: 100 metre
Cam: Hardlex Kristal
Gün ve tarih göstergesi
Tek yönlü döner bezel
Şeffaf arka kapak
NATO tipi kayış

Seiko 4R36 mekanizma, otomatik saat dünyasına giriş yapmak isteyen kullanıcılar tarafından en çok tercih edilen mekanizmalardan biridir. Elle kurma ve saniye durdurma (hacking) özellikleri sayesinde günlük kullanımda oldukça pratik bir deneyim sunar. Ayrıca +45 / -35 saniye günlük sapma oranı belirtilen bu mekanizma zaman tutma konusunda da oldukça başarılıdır.

Seiko 4R36 Mekanizma Neden Bu Kadar Popüler?

Saat severlerin büyük bölümü için bir saatin kalbi mekanizmasıdır. Seiko 4R36 ise dayanıklılığı, bakım ve parça bulunma kolaylığı sayesinde yıllardır kullanıcıların güvenini kazanmış bir kalibredir. Fazla karmaşık olmayan yapısı sayesinde işin ustası saat tamircileri tarafından kolayca servis edilebilir.

Günlük kullanım için tasarlanan bu mekanizma çok yüksek bir hassasiyet vaat etmese de sağlamlığı ve uzun ömürlü yapısıyla ön plana çıkar. Zaten bu mekanizmalı saatleri alan saat severer 4R36 mekanizmanın bir “work horse” olduğunu bilirler ve hassasiyeti o kadar da fazla dert etmezler. Bu nedenle birçok saat tutkunu tarafından “fiyat performans otomatik saat” kategorisinin en başarılı mekanizmalarından biri olarak kabul edilir.

Özetle ilk otomatik saatini satın alacak kişilerin, Seiko 5 Sports SRPD83K1’i tercih etmemeleri için hiçbir sebep yok.

Seiko 5 Sports SRPD83K1 Kaplama Kalitesi Nasıl?

Bu modelin en dikkat çekici özelliklerinden biri ona agresif ve sportif ruhunu veren siyah kasasıdır. Saatte kullanılan siyah yüzey işlemi, standart boya uygulamasından daha dayanıklı bir kaplama teknolojisine sahiptir. Siyah görünüm saatin güçlü sportif karakterini güçlendirirken aynı zamanda premium bir hava da yaratır.

Saat severlerin sıkça sorduğu sorulardan biri “Seiko SRPD83K1’in boyası atar mı?” sorusudur. Aslında bu sorunun cevabı tüm siyah kasalı, hatta tüm kaplamalı saatler için benzer özelliktedir. Günlük kullanımda oluşan hafif temaslar ve normal kullanım koşulları altında kaplama uzun süre dayanıklılığını koruyabilir. Ancak sert darbeler, metal yüzeylere sürtünme veya yoğun kullanım sonucunda zamanla kullanım izleri oluşabilir ve bu izleri, çizikleri veya vurukları gidermek için maalesef klasik, kaplamasız çelik saatlerdeki gibi polisaj işlemi uygulanamaz. Bu tarz kaplamalı saatleri almak isteyen kişilerin bu farkı mutlaka göz önünde bulundurması gerekir.

Bu durum yalnızca Seiko markasına özgü değildir ve tüm kaplamalı saatlerin genel karakteristiğidir. Buna rağmen Seiko 5 Sports SRPD83K1, kaplama kalitesi açısından kullanıcıların büyük bölümünden olumlu yorum alan modeller arasında yer almaktadır. Kullanılırken dikkat edilirse, fiziksel işler gerektiren zamanlarda takılmazsa pvd kaplamalı saatiniz uzun yıllar sorunsuz şekilde dayanacaktır.

Özellikle siyah kasa erkek kol saati arayanlar için modelin sunduğu görünüm agresif tool watch yapısı oldukça etkileyicidir. Kırmızı detaylarla desteklenen tasarım saati sıradan spor saatlerden net şekilde ayırmaktadır.

Günlük Kullanımda Nasıl Bir Deneyim Sunuyor?

42.5 mm kasa çapı ilk etapta büyük gibi görünse de Seiko’nun başarılı kasa tasarımı sayesinde saat bilekte oldukça dengeli duruyor. NATO kayışın hafif ve kolay temizlenebilir yapısı da uzun süreli kullanımlarda önemli bir avantaj sağlıyor.

100 metre su geçirmezlik değeri sayesinde günlük kullanım, yağmur ve yüzme gibi aktivitelerde güven veriyor. Bu su geçirmezlik sağlanırken kurma kolu (tepe) vidalı şekilde tasarlanmamış.

Bu özelliğiyle Seiko 5 Sports SRPD83K1 yalnızca şık bir aksesuar değil aynı zamanda aktif yaşam tarzına uygun fonksiyonel bir saat haline geliyor. Bu konuda eleştirilecek bir şey aranırsa bu büyük ölçüde saatin fosforunun beklentiyi serinin diğer üyeleri gibi karşılayamamasıdır. Saatin tasarımına uygun şekilde tercih edilen kırmızı fosforlu indeksler, o alışık olduğumuz yeşil veya mavi güçlü Seiko fosforunu maalesef sağlayamıyor. Fosfor bu saatte vasat seviyede kalmış.

Seiko 5 Sports SRPD83K1 Kimler İçin Uygun?

İlk otomatik saatini almak isteyenler,
Seiko 5 Sports serisine giriş yapmak isteyenler,
Siyah kasa saat sevenler,
NATO kayışlı erkek kol saati arayanlar,
Japon otomatik saat tercih edenler,
Fiyat performans saat araştıranlar,
Sportif tasarımlardan hoşlanan kullanıcılar,

için oldukça güçlü bir alternatif sunuyor.

Seiko 5 Sports SRPD83K1 Alınır mı?

Seiko 5 Sports SRPD83K1; tasarımı, güvenilir 4R36 ölümsüz mekanizması, dikkat çekici siyah kaplaması ve günlük kullanım konforuyla fiyatına göre oldukça başarılı bir modeldir.

Bugün otomatik saat önerisi isteyen birçok saat tutkunu tarafından tavsiye edilen modeller arasında yer almasının sebebi de budur. Eğer uzun yıllar kullanabileceğiniz, karakter sahibi, evladiyelik, Japon üretimi bir otomatik saat arıyorsanız Seiko 5 Sports SRPD83K1 beklentilerinizi büyük ölçüde karşılayacaktır.

Sonuç olarak Seiko 5 Sports SRPD83K1, SKX dalış serisine göz kırpan, hem saat koleksiyonuna yeni başlayanlar hem de farklı bir spor saat arayan deneyimli kullanıcılar için değerlendirilmesi gereken çok başarılı bir Seiko 5 Sports modelidir.

Bir Seiko 5 Sports SRPD83K1’i kullanıcısı olarak bu saati inceledim ve sizlere detaylı bilgi vermeye çalıştım. Umarım bu yazı, saat hakkında araştırma yapan ve satın almak isteyen kişiler için rehberlik görevi görür. Zamanın değerini bilen, saatin zamanı göstermenin çok ötesinde bir değer olduğunu bilen tüm saat tutkunlarına keyifli koleksiyonlar ve güzel anılar dilerim.

2025’in Bitiş Çizgisini Geçerken: Kendime “Özel” Yeni Yıl Hediyem SEIKO SRPK67K1

Takvim yaprakları hızla azalıyor, 2026’ya girmemize şurada sadece 5 gün kaldı. Etrafımızdaki herkes sevdikleri için hediye telaşındayken, bu yılın sonunda bir an durdum ve düşündüm: “Peki ya ben?”

2025 hepimiz için hızlı, yoğun ve belki de biraz yorucu geçti ama benim için gerçekten çok zor bir yıldı. Yıl boyu koşturduk, çalıştık, emek verdik, zorluklarla mücadele ettik belki manevi kayıplar da yaşadık. Ben bu işin manevi kayıp kısmını ne yazık ki derinden yaşadım. 2025 yılının sonuna gelince de kendi omuzlarımı sıvazlamak ve “Üzücü zamanlar yaşasan da iyi iş çıkardın dostum, bu yılı da devirdik” demek istedim. Bence bir saat severin kendine verebileceği en anlamlı hediye, ona zamanın değerini hatırlatan ve bileğine her baktığında iyi hissettiren bir saattir.

O Bir Rally Diver

Bu yüzden 2025 yılının “finish” çizgisine yaklaşırken, bezelinde zorlu otomobil yarışlarının sonundaki damalı bayrağı gösteren bir saati kendime hediye etmem oldukça anlamlıydı. Otomobil yarışlarında bu damalı bayrak, zorlu bir yarışın bittiğini simgeler. Benim için de bu saati yılın sonunda almak çok metaforik oldu. Bunun için Noel Babayı bekleyecek kadar sabredemedim ve bir kaç gün önce görür görmez bu anlam yüklü Seiko’yu satın aldım.

2025’in “finish” çizgisini geçerken bileğimde bu özel parçayı taşımak, biten her şeyin aslında yeni ve heyecanlı bir yarışın (2026’nın) başlangıcı olduğunu hatırlatıyor bana. Yani bu model benim için alelade bir saat olmanın çok ötesinde. Aslında saatin “Special Editon” olarak üretilmiş olması, saatin mazisine bir göndermede bulunurken aynı zamanda benim için de “Özel” bir göndermede bulunuyor.

Bu yakışıklı aslında bir zaman yolcusu. Seiko’nun 60’ların sonu, 70’lerin başlarında çıkardığı efsanevi Seiko 6106-8229 referanslı “Rally Diver” modelinin modern bir yeniden yorumu (re-issue). Seiko, o dönemde bu model için “turtle” kasa modelini kullanırken şimdilerde cesur ve “funky” tasarım dilini, modern SKX kasasıyla harmanlamış.

Kışın gri ve kapalı havasına nispet yaparcasına saat, tasarım diliyle ve renkleriyle enerji saçıyor. Kadranındaki açık mavi “chapter ring” (dakika skalası) ve o parlak turuncu saniye kolu, saatin sportif ruhunu bağırıyor. Bezelindeki damalı bayrak ise saate retro bir hava katarken modernlikle buluşmasına bir köprü görevi görüyor. SEIKO SRPK67K1, özellikle renkli kıyafetlerle giyildiğinde (benim sarı kazakla kombinlediğim gibi) üzerindeki retro tonlar çok güzel bir uyum yakalıyor. Koluma her baktığımda modumu yükselten bir parçaya dönüşüyor.

Saatin görünüşü 60’lardan gelse de aslında son derece modern bir saat. O halde gelin biraz da kaputun altında ne var ona bakalım:

  • Mekanizma: İçinde Seiko’nun son derece güvenilir 4R36 otomatik mekanizması var. Hem elle kurulabiliyor hem de saniye durdurma (hacking) özelliği var. Evladiyelik dayanıklılığa sahip tam bir “workhorse” (iş atı) diyebilirim.
  • Kasa: Efsanevi SKX kasası formunda, 42.5mm çapında. Ancak “lug-to-lug” mesafesi kısa olduğu için neredeyse her bileğe uygun bir kompakt tasarıma sahip.
  • Cam: Seiko klasiği haline gelen Hardlex kristal.
  • Su Geçirmezlik: 100 Metre. Günlük kullanım ve yüzme için fazlasıyla yeterli (saatlerimle asla yüzmem).

Bu saat daha öncede belirttiğim gibi benim için yalnızca bir aksesuar değil, 2025’in bir hatırası, bitişi hatırlatan bir damalı bayrak ve 2026’ya enerjik ve güçlü bir başlangıç bileti oldu. Eğer siz de bu yıl çok çalıştıysanız, zorluklara karşı dimdik ayakta kalmayı başardıysanız ve hala kendiniz için bir şey yapmadıysanız, yeni yıla girmeden önce kendinizi ödüllendirin. Küçük ya da büyük, saat ya da başka bir şey hiç fark etmez; önemli olan kendinize verdiğiniz değerdir.

Umarım 2026, bu saatin kadranı gibi renkli, 4R36 mekanizması gibi tıkır tıkır işleyen ve zamanın keyfini süreceğimiz efsane bir yıl olur.

Herkese şimdiden mutlu yıllar!

CASIO AQ-230A-7DMQ 1982’DEN GÜNÜMÜZE RETRO ŞIKLIK BİLEĞİMİZDE!

Casio bildiğimiz gibi saat dünyasında neredeyse herkese hitap edebilecek saatleri bulunan bir efsanedir. Özellikle de “Retro” koleksiyonuyla geçmişin esintilerini modern dünyamızla buluştururken, kalitesinden ve bilinen dayanıklı yapısından da ödün vermiyor.

Bugün mercek altına alacağımız model ise kökeni 1982 yılına dayanan JANUS AQ-200 modelinin güncellenmiş modeli olan AQ-230A-7DMQ modeli.

1982 yılındaki modelden günümüze zamansız yapısından hiçbir şey kaybetmeyen bu modelin hem sade kadranı hem de hafif yapısı oldukça cezbedici. Kısacası bu saat minimalist, şık ve fonksiyonel…

AQ-230A-7DMQ’nun ilk bakışta yarattığı etki, kesinlikle sade şıklık. Klasik Casio dikdörtgen (köşeli) kasa formu, bu saati retro serinin en ikonik parçalarından biri haline getiriyor.

Gelin bu şöyle bir göz atalım:

  • Kadran: Beyaz zemin üzerine yerleştirilmiş analog (ibreli) saat gösterimi, saatin zarif yönünü ortaya koyuyor. Alt kısımda ise Casio’nun imzası niteliğindeki dijital ekran yer alıyor. Bu çift gösterim, saate hem geleneksel hem de günümüzde de geçerli teknolojik bir hava katıyor. Ayrıca 80’li yılların o “inanılmaz teknolojik” görüntüsü yine aynı atmosferi ve heyecanı yaşatıyor.
  • Kordon: Kolayca ayarlanabilir tokalı, metalik gri paslanmaz çelik kordon, dayanıklılık ve konforu birleştiriyor. Yaklaşık 47 gramlık hafif yapısı sayesinde gün boyu bilekte varlığını unutturacak kadar rahat.
  • Boyut: Kasa boyutları (yaklaşık 38.8 x 29.8 x 8.1 mm) sayesinde, özellikle ince ve orta bileklerde oldukça zarif ve kompakt duruyor. Bu özelliği onu, kadın ve erkek fark etmeksizin unisex bir seçenek yapıyor.

Özetle: AQ-230A-7DMQ, hem resmi hem de günlük kombinlere kolayca uyum sağlayabilen, zamansız bir aksesuar.

Fonksiyonellik: Küçük Bir Saatte Büyük Özellikler
Tasarımıyla kalpleri çalan bu Casio, fonksiyonellikten de ödün vermiyor. Dijital ekranın sunduğu özellikler, saatinizi sadece bir zaman göstergesi olmaktan çıkarıp, pratik bir araca dönüştürüyor.

Özellikler:

Çift zaman (Dual Time): Saatte bulunan bu özellik sayesinde iki farklı zamanı aynı anda takip edebilirsiniz. Bu da özellikle seyahat edenler için önemli ve güzel bir özellik.

Kronometre: 1/100 saniye hassasiyetinde ölçüm yapan kronometresi sayesinde spor gerektiren aktiviteler için veya zamanlama gerektiren durumlar için birebir.

Alarm: Uyanmak ve hatırlamak için alarm fonksiyonu mevcut.

Takvim: Dijital ekranında gün, ay ve yılı görebilmek mümkün.

Pil Ömrü: 3 yıla varan pil ömrü.

Bu saatin dezavantajlı noktası su geçirmezlik özelliğinin düşük olması diyebilirim. Bu saat 30 metre su geçirmezliğe sahip. Yani el yıkamaları, yağmur ve su sıçramalarından etkilenmeyen bir yapısı var. Ancak havuzda ve denizde kullanılmaması gerekir. Zaten bu yapıda bir saatle neden havuza ya da denize giresiniz o da ayrı bir konu. Özetle genel olarak bu saati sudan uzak tutmalısınız.

Bu saati kimler almalı?

Retro saat tutkunları, minimalist saat tasarımlarından hoşlanan, çok karışık olmayan teknolojiden hoşlananlar, şıklık arayanlar bu saati gönül rahatlığıyla tercih edebilir.

Sonuç olarak ben bu tarz retro saatlerden de hoşlanan biri olarak AQ-230A-7DMQ modelini severek kullanıyorum. Hem takım elbiselerimle hem yarı resmi kıyafetlerimle hem de spor kıyafetlerimle rahatça kombinleyebiliyorum. Modern ve nostaljik şekilde harmanlanmış yapısı bu saati benim için vazgeçilmez bir parça haline getiriyor. Açıkçası temel fonksiyonellikleri barındıran bir saatim olsun ve zamansız bir tasarıma sahip olsun, her kıyafetimle giyebileyim diyorsanız AQ-230A-7DMQ modeli mutlaka listenizin başında yer almalı diyorum. Ayrıca AQ-230A-7DMQ modelinin başka kadran renklerini içeren varyantları da mevcut. Mutlaka göz atmanızı öneririm.

Yazımı burada sonlandırırken bir de sizin fikrinizi merak ediyorum. Bu retro klasik Casio sizin de stilinize uygun mu? Yorumlarda düşüncelerinizi paylaşmayı unutmayın.

KOLUMDAKİ SPINNAKER KALİTESİ

Değerli okurlar, oldukça uzun bir süre geçtikten sonra yeniden merhaba.

Bu defa sizlere yine bir dalış saati olan SPINNAKER CAHILL SP-5096-03 modelinden biraz bahsedeceğim.

Bu saat epey zamandır kullandığım ve kolumdan kolay kolay çıkarmak istemediğim bir saat modeli oldu. Nedenine gelecek olursam; gerek şıklık gerekse dayanıklılık ve kalite, tek bir saatte birleşerek günlük saate olan tüm ihtiyacımı aylarca karşıladı. Bu nedenle uzun süre başka bir saate ihtiyaç duymadım.

Orman yeşili pütürlü kadranı, safir kristal ve ışığa göre renk değiştiren camı, lacivert ve altın sarısı detaylı bezeli ve fırçalanmış 43 mm’lik mat çelik kasasıyla oldukça göz dolduran bir model. Saat bu görünümüyle her türlü kıyafete rahatça uyum sağlıyor.

Saatin teknik özelliklerine gelecek olursak, CAHILL SP-5096-03 modeli de bu fiyat bandındaki diğer saatlerden aşina olduğumuz Seiko’nun meşhur otomatik NH35 mekanizmasını barındırıyor. Yani son derece güvenilir, sorunsuz bir mekanizma. Saat bu mekanizmayla 41 saatlik güç rezervine -20 +40 saniye günlük hassasiyetine sahip. 21.600 titreşime sahip bu mekanizma ayrıca elle de kurulabiliyor.

Saatin bir dalış saati olduğunu söylemiştim. Bu nedenle 300 metre (30 atm) su geçirmezliğe sahip. Saatin tepesi bu nedenle vidalı. Saatin su geçirmezliğini 30 bar gibi bu kadar yüksek bir basınçla test etmedim ancak Spinnaker’ın bu piyasada çok yeni olduğunu düşünecek olursak 300 metre su geçirmezliği sağlamak oldukça iddialı bir iş.

Saatin fosforu ise karanlıkta okumayı oldukça kolaylaştırıyor. Fosfor kısa süre sonra kaybolmuyor. Orient Mako kadar güçlü fosforu var diyebilirim.

Saatin camı ise safir kristal. Bombeli yapısı ve renk değiştirebilme detayı sayesinde kadrana ışığa göre yeşil-lacivert arasında bir görünüm kazandırıyor. Saatteki bombeli cam detayını da oldukça beğendim. Tarih çerçevesinin tıpkı bezelinde olduğu gibi altın rengi çerçeve içine alınması da saatin genel yapısına şıklık katan detaylar arasında. Tepe kısmında ise markanın amblem detayının olması da bu model üzerinde detaylara yer verildiğini gösteriyor. Oldukça sade sayılabilecek kadranın indeks ve akrep-yelkovan yapısı saattin bir dalış saati olduğunu vurguluyor. Saatin döner bezeli üzerinde ise rakamlar kabartma şeklinde yazılmış. Rakamların belli belirsiz şekilde olması saatin aslında bu kadar sade görünmesi için güzel bir detay olarak görünse de bazı kullanıcılar bundan hoşlanmayabilir. Saati ters çevirdiğinizde ise yine bu modelin bir dalış saati olduğunu vurgulayan, deniz dalgası şeklinde kabartma detaylar olan bir kapakla karşılaşıyorsunuz.

Saatin kasa çapı 43 mm ve kalınlığı ise 13.65 mm. Çok büyük bir saat değil ancak dalış serisine uygun bir irilikte diyebilirim. Yani benim kolumda günlük kullanımda hiç rahatsız etmedi.

Bu saati çok övdün ama bir dezavantajı yok mu diyebilirsiniz. Tabii ki var. Saatin üzerinde gelen deri kordonunu hiç beğenmedim ve hemen yeni bir kordonla değiştirdim. Beğenmeme sebebim ise kordonun çok sert olmasıydı. Daha yumuşak bir deri kordon takarak bu sorunu giderdim.

Saatin görece uygun fiyatını, kalitesini, mekanizmasını ve dayanıklılığını göz önünde bulundurduğumda bu markayı kesinlikle tavsiye ediyorum.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Sağlıklı, Sıhhatli ve Bol Saatli Bir Yeni Yıl Dileğiyle

Merhaba değerli okurlar. Yoğunluktan dolayı ancak yılbaşı günü yazmaya vakit bulabildim. Yazmaya fırsat bulmuşken hem yeni yılınızı kutlayım hem de saat meraklılarına yeni aldığım Casio MTP-M305L-1AV modelinden biraz bahsetmek istiyorum.

Casio Standart serisinin bir üyesi olan MTP-M305L-1AV modelinin en büyük özelliği, kadranından da anlayacağınız üzere ay fazlı bir saat olması. Yani bu saat, ayın konumu gösterebiliyor. Ay’ın ne zaman hangi konumlarda olduğuyla ilgileniyorsanız saatin bu özelliğini oldukça seveceksiniz. Genellikle çok farklı mekanik saat üreticisi markalarda bulunan bu özelliği pilli bir Casio’da görmek gerçekten güzel. Hem nispeten ulaşılabilir fiyatta olması hem de bu özelliği barındırıyor olması bu saati gerçekten cezbedici hale getiriyor.

Casio MTP-M305L-1AV modeli de diğer standart Casio modelleri gibi fotoğrafta görmüş olduğunuz silindir şeklindeki metal kutuyla birlikte geliyor. Garantisini ise QR kodunu okutarak yönlendirilen siteden online olarak başlatıyorsunuz.

Yuvarlak kenarlı dikdörtgen tasarımıyla Apple Watch’u andıran saatin biraz özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Saatin kadranına ilk baktığınızda diğer iki küçük kadranı kronometre olarak düşünebilirsiniz ancak bu kadranların biri günü, diğeri ise tarihi gösteriyor. Saat 6 yönündeki kısımda ise ay’ın durumunu takip edebiliyorsunuz. Tarihi bu küçük kadrandan görmek her ne kadar zor olsa da kattığı estetiği düşününce çok da önemsemiyorsunuz. Günlerin okunmasında ve ayın durumunun takip edilmesinde ise herhangi bir görememe problemi yok. Ancak günü ayarlamak bu saatte o kadar kolay olmuyor. Yani tepeyi bir tık çekeyim ve ayarlayım derseniz maalesef bu özellik yok. Günü ayarlamak için istediğiniz güne getirene kadar akrep ve yelkovanı 24 saatler halinde tam tur çevirmek zorunda kalıyorsunuz. Bu aslında bir dezavantaj ancak pil değişiminden pil değişimine gün ayarı yapacağımızı düşünürsek bunun çok da bir önemi olmadığını anlıyorsunuz. En azından benim için bir önemi yok.

Benim seçtiğim taba renkli deri kayışlı modelde, siyah kadran üzerine altın sarısı indeksler ve akrep, yelkovan saate çok şık bir hava katıyor. Ay göstergesinin zemini ise bu özelliği barındıran çoğu saatteki gibi lacivert. Saatin mineral camının kenarları ise siyah çerçeveli şekilde geliyor.

Saatin dikdörtgen tasarımı kullanım konforu sağlıyor. Elinizi büktüğünüzde tepe, elinizin üzerine batmıyor rahatsız etmiyor. Saatin tepesi de tıpkı bir somun gibi tasarlanmış. Böylece tutup döndürmede herhangi bir zorluk yaşanmıyor. Saatin hakiki deri kayışı da oldukça yumuşak ve rahatsız etmiyor. Hatta gayet de kaliteli sayılabilecek bir deri kayış.

Saatin pil kapağı ise özel aparatla kaldırıp açabileceğimiz nispeten açması kolay bir kapak. Kapağın altında ise bizi SR621SW pile sahip bir quartz mekanizma karşılıyor. Pil ömrü ise 3 yıl olarak belirtilmiş. Saatin kasası paslanmaz çelik. Kasa boyutu ise 44.5 × 34 × 9.3 mm, ağırlık ise 55 g. Saat bu boyutu ile neredeyse her bilekte güzel duracaktır diye düşünüyorum.

Bu saat için Casio’nun ara sıra çıkarttığı nadir ilginç ve şık modellerden biri diyebilirim. Şahsi fikrimi soruyorsanız ve saat koleksiyonu yapıyorum diyorsanız bu saat kesinlikle alınır. Ayrıca bu modelin çelik bilezikli modelleri, farklı deri kayış ve kadran rengine sahip farklı varyantları da mevcut. Yazımı burada sonlandırırken yeni yılın sağlık, başarı, huzur ve mutluluk getirmesini dilerim.

SPINNAKER KALİTELİ VE ŞIK BİR GMT

Merhaba değerli okuyucular, son zamanlarda beads of rice (bor olarak da anılır) bilezikli bir saat arayışındaydım. Sadece Rado’nun Captain Cook modelinde ve Baltic diye bir markanın modellerinde bu bileziğe rastladım. Ancak aradığım tam olarak bu değildi. Saat konusunda neyin ne kadar edeceğini bildiğim ve ne aradığını bilen birisi olduğum için minimum fiyat, maksimum kalite ilkesine göre hareket etmeliydim. Hatta saat yerine beads of rice bilezik alarak Casio MDV-106 model saatime takmayı da düşündüm ve bileziği tam satın alacakken TEK SAAT’in web sitesine denk geldim.

Tek Saat isimli firmadan daha önce eşimle birlikte 3 tane Jacques du Manoir ve sonrasında Spinnaker CAHILL SP-5096-03 (en kısa zamanda onunla ilgili yazı da gelecek) modelini satın almıştık. Ancak şu an bahsedeceğim modele rastlayacağımı hiç düşünmemiştim. Beads of rice bilezikli saat araştırırken birden daha Fleuss ve Bradner serilerinde bu bileziğin olduğunu gördüm fakat bir sorun vardı; bu bileziğe sahip modellerin hiçbiri firmanın stoklarda kalmamıştı. Tam umudumu kesmişken aklıma firmayla İnstagram üzerinden iletişime geçip stokların ne zaman yenileneceğini sormak geldi. Firma yetkilisi bu modellerin stoklarının Ocak ayında yenileceğini söyledi ama bir kaç modelin aynı gün içinde sınırlı olarak stoklara gireceğini takipte kalmamı söyledi ve şansıma şu an kolumdaki SPINNAKER BRADNER GMT SP-5121-11 (Sombre Red) modeli sadece 1 adet olarak stoklara girdi ve kimse kapmadan hemen satın aldım 🙂 Ayrıca stoklara giren ve eşimin önceden göz koyduğu AVI-8 marka saati de bu sayede satın aldık. Yazımı okuyorlarsa söz konusu saatleri almamızı sağlayan Tek Saat’e buradan ayrıca teşekkür ederim.

Kaliteli ve şık bir GMT başlığı attım. Kaliteli derken tabi bu başlığı laf olsun diye atmadım. Burada Çin’li bir markaya göre ciddi bir kaliteden bahsettiğimi bilmenizi isterim. Şıklığı zaten fotoğraflardan görüleceği üzere ve özellikle de benim kişisel zevkime göre tartışmaya kapalı bir model.

Saat, kendine yaraşır şekilde oldukça şık ve kumaş kaplı bir kutu içerinde geliyor. Kutu içeriğinde, akıllı pime sahip bordo deri kordon ve gerektiğinde saat pimlerini söküp takmaya yarayan yılan dili tornavida mevcut. Ayrıca kutuda sökülen fazla bilezik parçalarını koyabileceğiniz kadife bir cep de mevcut. Bu anlamda saat kutu açılışında sizi oldukça güzel selamlıyor.

Saati elime aldığımda oldukça güzel bir işçilikle karşılaştım. Saatin bezel ve yan kısımlarında fırçalanmış mat cila işçiliği mevcutken bezelin alt kısmına doğru görece daha parlak bir cila işçiliği ile karşılaşıyorsunuz. Bu fırçalı mat cila efekti, saatin beads of rice bileziğinin kenarlarında da devam ederek saatle bilezik arasında bir bütünlük oluşturmuş. Bileziğin orta kısmına ise parlak cila uygulanmış.

Saat GMT özellikli yani iki zaman dilimini bir arada gösterebilme özelliğine sahip. Bu nedenle iki tane kurma kolu mevcut. Bu kollardan döner bezeli hareket ettireni saat 2 pozisyonuna, kurma ve diğer temel ayarlamaları yapacağınız kol ise saat 4 pozisyonuna yerleştirilmiş. Bezeli hareket ettiren tepenin üzerinde dönüş yönünü gösteren yuvarlak bir ok işareti, diğer tepenin üzerinde ise markanın simgesi olan “N”harfi mevcut. Kadrana baktığınızda bendeki modelde gözü yormayan siyah zemin üzerine fosforlu indeksler ince çerçeveler halinde yerleştirilmiş. GMT kolunun da kadranla aynı renk seçilmesi bence olası bir karmaşanın önüne geçmiş. Yani ikinci saati sadece görmek istediğiniz zaman görüyorsunuz. Saatin markası kadranın üst kısmına gümüş renkli kabartma olarak yazılmış ve hemen altına mavi renkli GMT yazısı göz yormayacak büyüklükte yerleştirilmiş. Kadranın alt kısmında ise AUTOMATIC yazısı ve su geçirmezlik ibareleri mevcut. Kadranın bu klasik düzeni kullanışlılık açısından oldukça iyi. Saatin kadranına dikkatli bakıldığında saniye, yelkovan ve akrep kollarında da fırçalama işçiliğini görmek mümkün. Bu da saatin üzerinde oldukça ince çalışıldığını gösteriyor.

Saatin üzerinde gelen beads of rice bilezik oldukça kaliteli ve teneke hissiyatı yaratmıyor. Kaliteli bir saat taktığınızın farkına varıyorsunuz. Saatinden kutusundan çıkan kauçuk kayış da oldukça kaliteli. Ayrıca her iki kordon tipinde de akıllı pim kullanılması beni memnun etti. Yani saatin kordonunu canınız istediğinde herhangi bir ekipmana ya da saatçiye ihtiyaç duymadan kolayca değiştirebiliyorsunuz.

Spinnaker 42 mm’lik çapa ve 15 mm’lik oldukça kalın kasalı sayılabilecek bu modelinde Seiko NH34 mekanizmayı kullanmış. Yani Seiko 5 GMT modellerinden bildiğimiz Seiko 4R34 kalibre. Seiko, kendi markası dışındaki markalara mekanizmalarını NH harfleriyle kodlayarak satıyor. Bu mekanizma tam kurulu olduğunda 41 saate kadar güç rezervi sağlıyor. 21.600 vuruşlu bu mekanizmanın günlük sapma miktarı da +40 -20 saniye aralığında belirtilmiş. Spinnaker, Seiko’nun kendini kanıtlamış kaliteli Japon mekanizmalarını seçerek markaya güvenirlik açısında büyük bir adım atmış. Ayrıca Spinnaker, saate kendinden de bir şeyler katarak rotor üzerine kendi markasının logosunu siyah zemin üzerine yerleştirmiş. Bu da görsel açıdan güzel bir görünüm sağlamış.

Saatin camı ise safir lens. Bu da fiyat performans açısından markayı diğer pahalı rakiplerine göre öne çıkarıyor. Örneğin aynı mekanizmaya sahip, en yakın ve daha pahalı rakibi olan Seiko 5 GMT serilerinde Hardlex cam kullanılırken bu saatte safir cam kullanılmış. Ayrıca bu saatin döner bezelinin bir dalış saati gibi dışarıdan değil de tepe yardımıyla içeriden çevrilebilmesi açıkçası beni daha çok cezbetti diyebilirim.

Fosfor olayına gelirsek açıkçası bu saatin fosfor gücünün Seiko’ya eş değer olduğunu söyleyebilirim. Parlaklığını koruma açısından da orta seviyede diyebilirim. Yani fiyatından beklenmeyecek kadar iyi.

Saatin özelliklerini teknik özellikleri ise özetle şu şekilde:

Mekanizma: Japon Otomatik Gmt

Kasa Malzemesi: Paslanmaz çelik

Kasa Boyutu (mm): 42.0

Kasa Kalınlığı (mm): 15.0

Pabuçtan Pabuca (mm): 50.0

Kadran Rengi: Siyah

Endeks ve Aydınlık: İsviçre Newlite ile Uygulanan Endeks

Mercek: Safir Lens

Taç Tipi: Vidayı Aşağıya Doğru Sıkmak

Bant: 20mm Paslanmaz Çelik Katlanır Tokalı, Emniyet Kilidi ve Basmalı Düğme

Ekstra Bant: Kırmızı Kauçuk Kayış

Suya Dayanıklılık:18 ATM

Ağırlık (gr):190

Garanti: 2 Yıl Uluslararası Garanti

Henüz yeni sayılabilecek Hong Kong menşeili Spinnaker, gerek kullandığı Seiko mekanizmaları, gerekse dikkat çekici tasarımlarıyla öne çıkıyor. Adını bir yelken türünden alan, deniz ve denize saygı duruşu temasıyla yola çıkan marka, kullandığı malzemeleri, özenli işçiliği, rakiplerine göre de uygun fiyat avantajıyla birleşince ister istemez satıldığı fiyat bandında liderliğe oynuyor. Markanın ürünlerini almak ve koleksiyonunuza eklemek istiyorsunuz. Hatta ben iki tane ekledim bile. Spinnaker saatler ülkemize gelir gelmez stokları tükenen bir marka. Bu yüzden sürekli takip etmek gerekiyor.

Bu saati almalı mıyım diye soracak olursanız cevabım tabii ki evet. Bu markanın ürünlerini satın alıp keyifle kullanabilirsiniz. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle…

Citizen Tsuyosa Efsanesi

Oldukça uzun bir aradan sonra yeniden merhaba sevgili okurlar. İş yoğunluğu, taşınma, evlilik derken yazmaya uzun bir süre fırsat bulamadım. Hal böyleyken aldığım ve deneyimlediğim saatler de epeyce birikti.

Her markanın elime geçen her modelini değil ama attığım başlıktaki gibi efsaneleşmiş modelleri veya kendimce önemli bulduğum modelleri zaman buldukça sizlere kendimce tanıtmak istiyorum. Bugün de sizlere 2024 yılının başlarında sahip olduğum Citizen Tsuyosa hakkında kısaca bilgi vereceğim.

Citizen çok büyük bir marka olmasına rağmen açıkçası yakın zamana kadar Seiko, Orient ve Tissot markaları kadar ilgimi çeken bir saat markası değildi. Ancak Tsuyosa gibi bir modeli duyurduktan sonra marka bana göre yeniden canlandı. Bunun sebebi insanların günden güne artan mekanik saat tutkusu ve 70’li yılların saatlerinde gördüğümüz klasik ve temiz tasarımlara dönüş yapması veya buna özlem ya da ilgi duyması diyebilirim.

Tsuyosa hatırlayacağınız üzere çok dikkat çeken sarı kadranıyla Türkiye’de 5800 – 6500 TL aralığında ön satışa açılmıştı. (şu anki fiyatı 17.000 – 18.000 TL) Tertemiz, şık, retro bir tasarımı canlı kadran renkleriyle birleştiren marka özellikle sarı modeliyle bir müddet yok sattı diyebilirim. Zaten zor bulunan bir model olduğundan herhangi bir saatçide inceleme fırsatı bulamadım o yüzden Tsuyosa’yı o dönem ön satışla satın almak istemedim. Saati fotoğraflarda ve inceleme videolarında sıkça görüyordum ve Seiko’nun SNX modelleri ile neredeyse aynı olduğunu düşünüyordum. Tsuyosa tasarım olarak SNX’e epey bir benzese de daha fazla üzerinde çalışılmış bir model olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

İlk olarak Tiffany Blue kadran renkli olanını yani NJ0151-88M olanını satın aldığım Tsuyosa’yı çok beğendiğimden dolayı dayanamayıp artık modelle özdeşleşen sarı kadranlı olan NJ0150-81Z modelini de satın aldım.

Saati kutusundan ilk çıkardığımda Tissot PRX modellerinde olduğu gibi kasaya entegre şekilde gelen bileziğini çok kaliteli ve rahat bulduğumu en başta söylemeliyim. Saatin bileziği Rolex Day-Date modelinde gördüğümüz President bileziğe çok benziyor.

Oldukça ideal bulduğum 40 mm çaplı, 11.9 mm kalınlığa sahip bu modelin kasasının yan yüzeyleri ve bezeli parlatılmış çelik. Üst yüzeylerinde ise mat fırça işçiliği var. Saatin cilalama işçiliğini oldukça üst düzey buldum. Kolda pırıl pırıl bir görüntüsü olan bu saat gerçekten dikkat çekici duruyor. Saatin arka kapağı ise altın rengindeki Miyota 8210 mekanizmayı görmemizi sağlayan cam kapak.

Saat 4 yönüne yerleştirilmiş tepe ise kasaya çok kibar görünecek şekilde gizlenmiş ancak oldukça kibar ve küçük olan bu tepe, döndürmesi zor olduğundan dolayı saati elle kurmayı tercih edenler için biraz sorun oluşturuyor hatta bu yönde bir çok inceleme videosunda eleştiri aldığını gördüm fakat otomatik saati benim gibi elle kurmayı sevmeyenler için bu hiçbir sorun teşkil etmeyecektir. Ayrıca söz konusu tepe üzerinde herhangi bir logo olmadığını da belirtmeliyim.

Safir kristal cam üzerinde gelen Rolex’ten alışkın olduğumuz cyclops yani tarih büyüteci de saate oldukça şık bir hava katmış. Saatin çok sade şekilde tasarlanan kadranı üzerinde fosforlu indeksler mevcut. Tarih penceresi ise saat 3 yönünde konumlandırılmış. Fosforların içinse bir Seiko SNX kadar güçlü diyemem diyemem ama yeterli diyebilirim. Bu fosforlu indeksler ayrıca metal çerçeve şeklinde tasarlanarak saate çok şık bir hava katılmış. Kadranda ekstradan kalabalık oluşturacak hiçbir öğeye yer verilmemiş. Sahip olduğum iki Tsuyosa modelinin kadranı da sunburst efektli; yani ışıkta parlak geçiş efekti veriyor. Söz konusu her iki modelin de kadran rengine hayran kaldığımı ayrıca belirtmek isterim.

Mekanizmaya gelecek olursak, Citizen’ın yıllardır ürettiği 8210 mekanizmalı Tsuyosa modelini ilk alanlardan olsaydım saatlerimde hacking yani saniye durdurma fonksiyonu olmayacaktı. Bu fonksiyon otomatik saatlerde benim için önemli bir fonksiyon değil ancak Citizen, rakipleriyle kıyaslandığında gelen eleştirileri ciddiye almış olmalı ki kısa süre sonra meşhur 8210 mekanizmasını güncelleyerek hacking özelliğini de eklemiş. Yani aldığım her iki modelde de tepeyi çekince saniyenin durması benim için sürpriz oldu diyebilirim. Saatin yılların güvenini kazanan 8210 mekanizması için aslında söyleyecek pek bir şey yok ancak teknik özelliklerini yine de sıralamakta fayda var: bu mekanizma tam kuruluyken 45 saate kadar çalışabiliyor. 21600 vuruşlu mekanizmanın günlük yanılma payı ise +-20 saniye şeklinde belirtilmiş. Bendeki modeller maksimum 5 saniye kadar yanılıyor. Ayrıca saatin 50 metre su geçirmezlik değeri olduğunu da unutmadan belirteyim.

Sonuç olarak bu saati almalı mıyım diye soracak olursanız aslında cevabım belli. Eğer beğenmeseydim diğer kadran rengine sahip olanını da çok kısa bir zaman sonra almazdım. Eğer bu modelle en çok kıyaslanan Powermatic80 mekanizmalı Tissot PRX mi bu mu diye sorarsanız açıkçası bunun net bir cevabı yok çünkü bu tamamen sizin zevkinize ve bu tarzdaki bir saate ne kadar ödemek istediğinize kalmış bir durum. Ancak gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki ikisi de çok kaliteli ve pişman olmayacağınız modeller. Tissot PRX modeli Powermatic80 mekanizması,100 metre su geçirmezliği, İsviçreli oluşu gibi özellikleriyle daha ön plana çıksa da bu kıyaslamayı yaparken bu iki farklı model arasında şu an için 10.000 TL gibi bir fark olduğunu da unutmamak gerekir. Ben canlı renklerinden ve parlaklığından dolayı tercihimi Tsuyosa’dan yana kullandım. Model çok tutulduğu için sonradan bir çok renkli kadrana sahip modellerinin de piyasaya sürülmesinin yanı sıra firmanın “small second” olarak adlandırdığı alttan saniyeli modeli de ürün gamına eklendi. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…

Tissot Seastar 1000 Mükemmel Bir Saat

Bugün, kullandığım günden beri mükemmel bulduğum Powermatic 80 mekanizmalı Tissot Seastar 1000 saatten bahsetmek istiyorum. Söz konusu saatin model numarası T120.407.11.091.01 yani siyah-yeşil geçişli kadrana sahip olan model.

Seastar modelini anlatmadan hemen önce şunu söylemeliyim ki, hem orta seviye hem de giriş seviye üst modeller denilince akla gelen İsviçreli Tissot saatlerinin kalitesi gerçekten tartışılmaz. Ayrıca son zamanlarda işçiliğe de oldukça önem veren marka gerçekten kalite anlamında bir çok rakibine üstünlük sağlıyor. Saatlerin kasalarındaki satinaj işçiliği, cilalama tekniği ve kullanılan çelik gerçekten daha üst segmentte yer alan markalarla yarışacak seviyede.

Benim bahsetmek istediğim model ise bahsettiğim tüm bu ince işçiliklere sahip bir model olan Seastar 1000 modeli. Saatin isminden de anlayacağınız üzere bu saat bir dalış saati. 1000 denmesinin sebebi ise 1000 feet yani 300 metre su derinliğine kadar su geçirmezlik sağlaması.

Saat oldukça kaliteli ve asla teneke gibi hissettirmeyen bir bilezikle geliyor. Kenarları ve en orta kısmı mat olan bileziğin orta kısımlarında parlak detaylar yer alıyor. Bu da kasanın yan kısmındaki parlak girintili kısımla uyum sağlıyor. Saatin tepe kısmında ise markanın logosu olan T harfi yer almakta.

Seastar, yine üst segment saatlere ait bir özellik olan seramik bezele sahip. Bezel oldukça ergonomik bir yapıya sahip ve kolaylıkla dönüyor. ISO sertifikalı dalış saatlerinde olduğu gibi 12 yönünde bir fosfora da sahip.

Saatin kadranı ise iç kısmı yeşilden başlayıp kenar kısımlara doğru siyah geçişli. Bu da özellikle güneşte ve farklı ışık koşullarında oldukça güzel efektler veriyor.

Tarih penceresi ise saat 6 yönünde konumlandırılmış. Rakamlar ise saatin kadran rengine uygun olarak siyah zemin üzerine beyaz olarak yazılmış. Bu saat ISO sertifikalı bir dalış saati kadar güçlü fosforlara sahip. Örnek göstermek gerekirse Seastar’ın fosfor gücü Seiko Prospex SRPC25K kadar güçlü. Bu da her koşulda saati rahatlıkla görebilirsiniz demek. Tissot’nun Superluminova adını verdiği bu güçlü fosforların görünürlüğü de oldukça uzun sürüyor.

Tahmin ettiğiniz gibi Tissot’nun her modelinde olduğu gibi bu saatin de camı safir kristal. Bu da çizilme riskini minimuma indiriyor. Ayrıca saatin mekanizmasını görebilmemiz için cam kapak kullanılmış.

Saatin dış özelliklerine kısaca değindikten sonra mekanizmasından biraz bahsetmek istiyorum. Seastar 1000 modelinin quartz modelleri de mevcut ancak ben mekanik saatleri daha çok sevdiğim için özellikle powermatic 80 mekanizmalı modelini tercih ettim. Bu mekanizma isminden de anlaşılacağı üzere tıpkı Le Locle ve PRX modellerindeki gibi 80 saat güç rezervine sahip. Bu da yine kendisinden daha üst segment saatlerde olan bir güç rezervi olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca şunu belirtmekte fayda var, bu mekanizmada diğer otomatik saatlerde olduğu gibi saatin çalışma hızını elle ayarlayabileceğiniz, alışılagelmiş + – yazan bir regülatör bulunmuyor. Yani saatin kesinliği fabrikada lazer ile belirlenmiş. Bu nedenle de zaman tutması mükemmel diyebilirim. Yani benim saatimin yanılma payı günde en fazla + 3 -3 şeklinde gidiyor. Peki ileride sapmalar olursa buna elle müdahale edebilecek miyiz? Hayır… Böyle bir sorun olursa ya Tissot’nun yetkili servisine gideceğiz ya da powermatic 80 mekanizmalara gerçekten hakim bir saat ustasına göstereceğiz. Ancak şunu belirtmeliyim ki ben powermatic 80 mekanizma kullanıp da şimdiye kadar hiç böyle sorun yaşayan birini de duymadım. Bana soracak olursanız saatin mekanizması benzer fiyatlara satılan saatlerin mekanizmalarından çok daha üstün. Sonuçta böyle büyük bir saat markasının adına leke sürdürecek bir işe imza atacağını hiç düşünmüyorum.

Saatin kapağında ve mekanizmasında göreceğiniz üzere oldukça ince ve güzel işçilikler mevcut. her detayıyla güzel ve üzerinde çalışılmış bir saat. Ben her ne kadar yazıyla anlatsam da tabi bir yere kadar. Gidip canlı şekilde gördüğünüzde dediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Sonuç olarak ben bu saati çok beğendim. Şimdiye kadar beğenmediğim ya da içime sinmeyen hiçbir saati almadım, aldırmadım. Saat severlere tavsiye eder miyim? Bütçeleri doğrultusunda tabii ki tavsiye ederim. Ancak saatlerin de fiyatları her şey gibi anormal seviyelere ulaştı. Bir de Tissot gibi bir markayı düşünürsek, saatlerine ortalama bir vatandaşa göre oldukça yüksek meblağlar istenmekte. Ancak söz konusu modele bütçesi olup da onu mu alsam bunu mu alsam diye düşünenler olursa kesinlikle ve kesinlikle bu modeli tavsiye ederim. Hatta quartz modelini bile benzer fiyatlara satılan mekanik saatlere hem tercih ederim hem de tavsiye ederim.

Yazımı sonlandırmadan önce Tissot saat almayı düşünenlerin çok dikkat etmeleri gereken bir nokta var biraz ona değinmek istiyorum. Bildiğiniz gibi bir şey görece pahalı olduğunda ve ulaşılması çok da kolay olmadığında ve bu şey çok beğenildiğinde sahtelerinin ya da diğer adıyla replikalarının olması kaçınılmaz hale geliyor. Replikaları da neredeyse birebir aslına benzetiyorlar. Özellikle son zamanlarda internet üzerinde Swatch grubun belirlediği fiyatların 5000-7000 TL altında Tissot saatler satılmakta. Bu saatleri alanların şikayetleri de okuduğum kadarıyla hep saatlerin sahte çıkması. Demem o ki Tissot saat alacaksanız, Tissot yetkili satıcısı olduğundan emin olun. Saati aldıktan sonra da markanın resmi sitesinden saatinizi kaydedin. Saatinizin orijinal Tissot olup olmadığını bu şekilde rahatlıkla anlayabilirsiniz. Ayrıca bu şekilde garanti vb bilgilerine de istediğiniz zaman erişebilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…

Bu Saati Kaçıran Üzülür

Saat seçimi de tıpkı ayakkabı, pantolon ya da gömlek gibi tamamen kişinin kendi zevki doğrultusunda yapılır. Benim bu konudaki zevkim ise oldukça çeşitli. Bir gün 37 mm’lik tamamen klasik bir saat takarken diğer gün 48 mm boyutunda tamamen spor bir saat takabiliyorum. Hal böyleyken ve son zamanlarda ülkemizde Kasım ayı indirim ayı olarak ilan edilmişken, epey zamandır hoşuma giden bir ürünü çok uygun fiyata satılırken kaçırmak olmazdı.

Ve karşınızda Lorus RL413BX9

Bu saati geçtiğimiz Mayıs ayından beri takip ediyordum ancak mavisini mi alsam yeşilini mi alsam diye karar veremiyordum. Tam saatin yeşilini almaya karar vermişken stoklarda tükenmesi nedeniyle alamamıştım. Mavisi de içime çok fazla sinmemişti ve o yüzden vazgeçmiştim.

Geçtiğimiz günlerde ise bildiğiniz gibi malum online alışveriş sitelerinde büyük indirimler oldu ve daha önce epey baktığımdan olsa gerek bu model birdenbire yine karşıma çıktı. Üstelik fiyatı Mayıs ayındaki fiyatından bile daha uygun bir seviyeye inmişti. Saati zaten daha önce çok saat aldığım güvenilir bir firmanın da sattığını görünce direkt olarak aldım.

Lorus RL413BX9 modelini almamdaki en önemli etken uzun süredir mekanik pilot tarzı bir saat arayışım oldu. Ancak hiçbir şeyin kendi değerinde olmadığı bir piyasada diğer markaların saçma derecede fiyatlandırdıkları ürünleri de almak pek içime sinmiyordu. Gereksiz derecede pahalı fiyatlarının yanı sıra zaten bu markaların çoğu tasarım olarak da pek içime sinmiyordu… Ve tabii ki yine Lorus, hem tasarımıyla hem de harika fiyatıyla bu açığı rahatlıkla kapattı.

O zaman gelin saate biraz göz atalım:

Lorus RL413BX9 modeli neredeyse her erkeğin bileğine uyacak şekilde, 42 mm’lik oldukça ideal bir boyutta tasarlanmış. Saatin kadranı ise 12/24 saat şeklinde yani pilot saatlerinde görmeye oldukça aşina olduğumuz şekilde tasarlanmış. Ancak marka ve model belirtmek istemiyorum ama ben Lorus RL413BX9 modelinin tasarımını, çoğu markanın pilot saatlerinden daha fazla beğendiğimi net olarak belirtmeliyim.

Lorus RL413BX9 modeli beni kalite ve ince işçilik anlamında bu defa oldukça şaşırttı. Saatin kasa kenarlarına ve bezel kısmına mat cila tekniği uygulamışken, kasa ve bezel kısmının arası parlak bırakılmış. Bu Lorus markasından beklemediğim oldukça şık ve ince bir detay olarak karşıma çıktı. Ayrıca bendeki hiçbir modelinde akrep ve yelkovan haricinde fosfor kullanılmamışken bu modelde indekslerde de fosfor kullanılmış. Fosforların görünürlüğü ise karanlıkta işinizi görebilecek seviyede. kadranı detaylı ve yakından incelediğimde ise hizalama kalitesi olarak rahatsız edecek hiçbir detaya rastlamadım. Markaya ulaşan eleştirileri mi dikkate aldılar bilinmez ancak bu detaylar ve kalite artışı açıkçası beni oldukça memnun etti. Özellikle bendeki quartz modellerle bu mekanik model arasında bariz işçilik farkı var diyebilirim.

Saatin mekanizması önceki nesil otomatik Seiko saatlerden aşina olduğumuz 7S26 yani Lorus’daki ismiyle Y676. Bu mekanizma elle kurma ve saniye durdurma özelliği olmamasından dolayı çok eleştiri alsa da daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi elle durdurma ve ve kurma fonksiyonları benim için mekanik bir saatte hiçbir anlam ifade etmiyor. Benim için mekanik bir saat mekanizmasının kendini kanıtlamış, iyice olgunlaşmış bir güvenilirliğe ulaşması çok daha önemli. Bu nedenle hoşuma giden tasarıma sahip, 7S26 mekanizma barındıran bir saati her devirde, her türlü satın alırım.

Bu mekanizmayla birlikte gelen Lorus RL413BX9, günde sadece 6-7 saniye sapıyor. Mekanik saat sevenler bilir ki bu mekanizma için günde 20-30 saniyelere kadar olan sapmalar normal kabul edilir. 21 taşlı bu mekanizmanın güç rezervi ise 41 saat olarak belirtilmiş.

Saatin camı ise Seiko saatlerden aşina olduğumuz Hardlex kristal. Yani safir kristal kadar iyi değil ancak sıradan bir mineral cam kadar da kötü değil. Fiyat fayda olarak bakarsak gayet iyi.

100 metreye kadar (10 atm) su geçirmezliğe sahip bu saat yağmur ve su sıçramalarından etkilenmeyeceği gibi yüzme gibi aktivitelere de imkan tanıyor ancak ben yine de bunu hiçbir zaman kullanıcılara tavsiye etmiyorum.

Saatin kordonundan bahsetmek gerekirse bendeki modelin kordonu kumaş ya da diğer tabirle nato kordon. Kalite olarak iyi ama biraz sert. Kullanıldıkça daha konforlu hale gelecektir diye düşünüyorum.

Saatin ayrıca çelik kordonlu ve farklı kadran renklerine sahip bir çok varyantı da mevcut. Lorus’un kendi web sitesinden inceleyebilirsiniz.

Benim fikrimi merak ediyorsanız bu fiyatlara kaliteli başka marka bir mekanik saat satın almak imkansızken, Lorus RL413BX9 beklentimin üzerinde çıktı ve gerçekten memnun kaldım. Bu saati alayım ileride değerlenir gibi bir yatırım düşüncesiyle değil de (bunu her marka ve model için yanlış bulmuşumdur), hem koleksiyonumda bulunsun hem de canım istediğinde zevkle kullanırım gibi bir düşünceniz varsa kaçırmayın derim.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle…

Pek Bilinmeyen Bir Efsane Seiko SNXB

Pek bilinmeyen bir efsane dedim çünkü Seiko 5 serisinin bu model koduna sahip saatleri ülkemizde neredeyse hiçbir yerde yok. Ben beyaz kadranlı ve sarı indeksleri olan klasik bir saat ararken denk geldim ve satın aldım.

Ve karşınızda Seiko SNXB71J

Peki bu saati özel kılan nedir, neden efsane diyorsun, diğer Seiko 5 serilerinden farkı nedir der gibisiniz. Farkını söyleyeyim; öncelikle bu Seiko 5 ülkemizde sıkça satılan diğer klasik Seiko 5’lerden farklı olarak jübile bileziğe sahip. Biliyorsunuz ki 37 – 38 mm ölçülerinde klasik Seiko 5 saatlerde ülkemizde jübile bileziğe sahip olanları neredeyse yok denecek kadar az. Bir saat sever olarak bence bu fark bile benim gözümde bu saatin daha özel bir yerde olmasını sağlıyor. İkinci farkı ise bu modelin “J” koldu olması. Seiko saatlerde bildiğiniz üzere model numaralarının sonunda “K” ve “J” kodları bulunur. Bu kodlara bakarak saatin hangi ülkenin üretimi olduğunu anlayabilirsiniz. “J” tahmin edeceğiz üzere saatin Japonya üretimi olduğuna işaret etmektedir. “K” koldu olanlar da ya Singapur ya da Malezya gibi ülkelerde üretildiğine işaret eder. Bu fark aklınıza ikisi arasında ne fark var ki sorusunu getirebilir. Aslında üzerindeki Made in Japan yazısından başka hiçbir fark yok. Kaliteleri arasında da en ufak bir fark yok. En azından ben bir fark göremedim. Ancak anavatanında üretilmiş bir Seiko’ya sahip olmak belki insana kendini daha iyi hissettiriyor da olabilir çünkü neredeyse aldığımız markaların ürünlerinden hiçbiri artık kendi ülkesinde üretilmiyor. Bu yüzden bir saatin “Made in Japan” veya “Swiss Made” yazılarını taşıması benim için önemli ama bu ibareleri taşımazsa asla almam gibi bir durum söz konusu değil. Kendini kanıtlamış bir marka nerede üretilirse üretilsin belirli standartlarda üretildiğinden hiçbir fark olmayacaktır. Ancak yine de Seiko SNXB71J saatimin Japon üretimi olması beni memnun etti.

Bu küçük bilgiden sonra gelin saatimize kısaca bir göz atalım:

Seiko SNXB71J modeli 37 mm’lik çapa ve 12 mm lik kalınlığa sahip klasik bir Seiko 5. Aslında büyük saat takıntısı olmayan herkesin bileğine yakışacak bir çapa sahip. Özellikle de sıcak yaz aylarında bu boyut yine bir avantaj olarak geri dönüyor.

Saatin beyaz kadranı altın rengi indekslerle donatılmış. Bu da oldukça şık görünüyor ve kalite hissi uyandırıyor. tarih penceresi her klasik Seiko 5 saatten alışık olduğumuz saat 3 yönünde konumlandırılmış. Kadranda ekstradan göz yoracak dikkat dağıtacak herhangi bir yazı ya da fonksiyon kalabalığı yok. Saat kadranının alt kısmında yine made in Japan yazısı yer almakta. Saatin ayarını yaptığımız tepe kısmı ise neredeyse yine her Seiko 5 saatte gördüğümüz gibi saat 4 yönünde konumlandırılmış. Oldukça kibar ve küçük olan tepe kısmı ekstra çıkıntı yaparak bileğinizi rahatsız etmediği gibi görsel olarak da asla rahatsız etmiyor.

Saatin kasasına gelecek olursak oldukça minimal bir şekilde tasarlanmış. Saatin kadranını çevreleyen bezel kısmı ve kasanın yanları ayna cilalı, lug kısımlarının ise mat cilalı. Bu sayede mat kısımlar, jübile bileziğin mat cilalı kısımlarına uyum sağlamış. Bu anlamda saatin işçiliğini güzel bulduğumu söyleyebilirim.

Saat tahmin ettiğiniz gibi Hardlex cama sahip. Ayrıca saatin arka kısmı yeni nesil Seiko 5 saatlerdeki gibi cam kapaklı. Böylece mekanizmanın nasıl çalıştığını görebiliyorsunuz. Saatin mekanizması ise Seiko’nun kendini kanıtlamış her saat severin çok iyi bildiği 7S26 mekanizma. Ayrıca şunu da unutmadan söyleyeyim, saatim hakkında edindiğim bilgilere göre 2011 yılında üretilmiş ancak 7S ailesinin en son sürümü olan 7S26C mekanizmaya sahip. Bir çok 7S26C saatim olmasına rağmen bu saatle birlikte gelen hassasiyet ve kararlılık şaşırtıcı derecede iyi. Saatin sapma hassasiyeti kronometre değerlerinde. Bu mekanizma yaklaşık 40 saat civarında yeterli bir güç rezervi sunuyor.

Bileziğin jübile olduğunu ve özellikle de klasik bir Seiko 5 saat için zor bulunan bir özellik olduğunu belirtmiştim. Paslanmaz çelik olan saatin bileziği solid değil bükme bir bilezik ama buna rağmen kalitesi gayet iyi. Kolda ne hafif ne de ağır. Böylece konforlu bir kullanım sunuyor. Bileziğin uzunluğunu ve kısalığını plakalarla ayarlıyorsunuz. Böylelikle bir saatçi müdahalesi olmadan kendiniz de ayarlama yapabiliyorsunuz. Bu bakımdan da bileziği beğendim diyebilirim. Klips kısmı da çift düğmeli olduğundan, klipsi çekiştirmeden oldukça rahat açıp kapatabiliyorsunuz. Üzerinde ise yine K kodlu Seiko’lardan farklı olarak “Japan” yazısı mevcut. Ayrıca bu bileziğin genişliği ise 18 mm.

Saatimiz klasik bir tasarıma sahip olduğundan 30 metre su geçirmezliğe sahip. Yüzmek ya da dalmak için pek uygun değil ancak su sıçramalarına ve yağmur vb durumlara dayanıklı olarak üretilmiş.

Bir Seiko 5 klasiği olarak tabii ki güçlü fosforlar olmazsa olmaz. Saatin indeksleri, zamanı her tür karanlıkta görmenize olanak sağlayan oldukça güçlü fosforlara sahip.

Sonuç olarak Seiko SNXB71J beni hem görsel anlamda hem de performans anlamında beni son derece memnun etti. Bu saati de uzun süre kolumdan çıkarabileceğimi pek sanmıyorum. Yazımı burada sonlandırırken son saatlerimden biri olan Seiko SNXS75K ile bu yazının konusu olan Seiko SNXB71J modelinin yan yana fotoğrafını bırakıyorum. İkisi de olmazsa olmaz diyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle…

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın