Seiko markasının mekanik saatlerine olan hayranlığımı beni tanıyan çoğu kişi bilir. İlk olarak babamın 1973 model (hala çalışıyor) otomatik Seiko saati sayesinde bu marka ile tanıştım. Bu saatin oldukça zorlu bir kullanımdan sonra hala çalışıyor olması beni şaşırtmıştı… Bir çok farklı markaya ait hem mekanik hem de quartz saatlerim olmasına rağmen yıllardır bu Japon saat firmasının ürettiği mekanik saatler koleksiyonumun ilk sırasındadır. Bu anlamda İsviçre saatlerine ilgi duyanların aksine ben bu olayın Japon tarafındayım diyebilirim.
Bir saat meraklısı olarak son zamanlarda yeni bir dalış saati alma kararı aldım. Aklımda Seiko, Orient, Citizen ve Tissot markalarının dalış serisi saatleri vardı. Peki bu saatle dalacak mıyım tabii ki hayır ancak görsel açıdan ve dayanıklılık açısından dalış serisi saatlerin diğer saatlere göre daha üstün saatlerdir çünkü bu saatler su geçirmez (water resistant) saatlerin çok daha ötesinde… Kısaca dalış serisi saatler ISO 6425 standartlarına sahip saatlerdir ve bu standarda sahip olabilmeleri için bir çok zorlu testlerden geçirilmektedir. Alacağım saatin bu standarda sahip olmasını istediğim için Tissot’un Seastar (silicium) modelini ve Orient Kamasu modelini en baştan eledim. ISO 6425 standardı hakkında daha detaylı bilgi edinmek için https://en.wikipedia.org/wiki/Diving_watch adresine göz atabilirsiniz.
Seiko’nun dalış saati denilince çoğumuzun aklına dayanıklılığıyla ün yapmış Pepsi bezelli SKX009 ve türevleri gelmektedir. Seiko’nun bu serisi üretimden kalkmasına rağmen saat koleksiyonerleri tarafından gerek ikinci el gerekse sıfır olarak hala sıkça tercih edilmektedir. 21 taşlı 7S26 mekanizmasında saniye durdurma (hacking) ve elle kurma (hand-winding) özellikleri olmamasına rağmen, üretimden kalktığı için günümüzde satıcılar tarafından bu saatlere ederinden daha fazla fiyatlar istenmektedir. Saniye durdurma ve elle kurma özelliği otomatik saatlerde benim için pek bir anlam ifade etmiyor fakat bu özellikler bildiğiniz gibi fiyata yansıyor. O yüzden bu saatin 2800-3000 TL etmeyeceğini düşünüyorum. Peki bu saat alınmaz mı? Tabii ki alınır ancak 2800 – 3200 TL gibi fiyatlara değil de 1600 – 1800 TL bandında seyreden fiyatlara alınır çünkü istenen fiyatlara bir çok daha iyi alternatif ürün karşınıza çıkıyor.

Yoğun bir araştırmalar ve Instagram’da yaptığım anketler sonucunda (sonuç her ne kadar Casio çıksa da) SEIKO PROSPEX SRPC25K modelini almaya karar verdim. Bu modeli almamdaki en önemli etken saatin kadranında Rolex Sea-Dweller / Deep Sea modelinin kadranındaki gibi dark blue renk tonunun kullanılmış olmasıydı. Bu kadran rengi tabii ki denizin derinliklerindeki koyu mavi karanlığı hatırlattığı için saatin dalgıç karakterine çok yakışmış ve onu ikonik bir hale getirmiş.

Batman modeli olarak da bilinen SEIKO SRPC25K modelinde markanın sıkça kullandığı 24 taşlı, elle kurma ve saniye durdurma özellikli 4R36 mekanizma kullanılmış. Bu mekanizma tam doluyken size 41 saat civarında yeterli bir güç rezervi sağlıyor. Bu mekanizmanın günlük yanılma payı günlük kullanımda, kolda ve 5-35 derece hava sıcaklığında +45 -35 saniye aralığında belirtilmiş. Ancak ben aldığımdan beri saati kolumdan hiç çıkartmadım. Yaptığım ölçümde hareketli kullanım (dumbbell’la çalışma dahil), hareketsiz kullanım, ters pozisyon, kurma kolu üzeri pozisyon vb çok çeşitli duruşlarda bile saatin hassasiyeti +3 sn gibi COSC (Contrôle Officiel Suisse des Chronomètres) değerlerinde kaldı.

Daha önce aldığım SEIKO 5 SRPB17J saatimin mekanizmasıyla da aynı olan bu mekanizma gerçekten de COSC sertifikalı mekanizmaları aratmayacak derece iyi. COSC sertifikası hakkında detaylı bilgiye https://en.wikipedia.org/wiki/COSC adresinden ulaşabilirsiniz.

Saatin bir başka dikkatimi çeken özelliği döner bezelin Orient’in dalış modellerine göre çok daha rahat dönmesi ve ele oturmasıydı. Saat bu yönüyle gerçekten de tam anlamıyla amacına uygun ve kullanışlı. Ayrıca bu modelde eski SKX modellerindeki gibi indexlerde hizalama sorununa da rastlamadım. Saatin 45 mm’lik turtle kasası ise gerçekten göz doldurucu ve kolunuzda kendini belli eden cinsten. Bileziği ise bildiğiniz gibi 3 katlamalı, kilitli bir bilezik. Ayrıca oldukça kaliteli bir çelikten üretilmiş. Elinize aldığınızda bileziğin kalitesini hissedebiliyorsunuz. Bileziğin ortasında yer alan parlak ince detaylar da saatin döner bezelinin parlaklığına uyum sağlayarak ayrı bir şıklık katmış.

Kullandıkça daha da çok sevmeye başladığım bu saatin en önemli özelliklerinden biri de sizi hiçbir zaman yarı yolda bırakmayacak olan fosforlu indeksleri. Şimdiye kadar aldığım saatler içinde (diğer Seiko modelleri dahil) fosforu en güçlü olanı bu. Bu saatin fosforu diğer saatlerimin beyaz floresan ışığına duyarlı fosforundan farklı olarak güneş ışığında da tam gücüne ulaşabiliyor. Fosfor daha karanlığa girmeden loş ortamlarda bile kendini rahatlıkla belli ediyor. Bu özellik dalış yapan biri için suyun derinliklerinde oldukça önemli olsa gerek…

Sonuç olarak sağlam, gösterişli ve kaliteli bir mekanik saat arıyordum ve SEIKO PROSPEX SRPC25K modelinin bu anlamda beklentimi tam anlamıyla karşıladığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Her şeyden öte güzel bir koleksiyon parçası olacağından hiç kuşkum yok.
Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle 🙂
Instagram: silentjune




















